Böcekler | Böceklerin Yapısı ve Yaşamı

0
60

Böcekler dünya üzerinde tam 400 milyon yıldır hayatta kalmayı başardılar. Küçük olmalarına rağmen bir o kadar da becerikli olan bu canlılar yıllardır dünya üzerinde hüküm sürmeye devam ediyorlar. Dinozorları dahi tarihe gömen bu canlı türü Dünya üzerinde neredeyse her yerde yaşamlarına devam ediyor.

Böcekler | Böceklerin Yapısı ve Yaşamı
Böcekler | Böceklerin Yapısı ve Yaşamı

Böcekler genellikle karada yaşasa da suda yaşayan bazı türlerinin olduğu da biliniyor. Yalnızca derin denizlerde yaşayamayan böceklerin yaklaşık 1 milyon türü bulunuyor ve 32 takım adı altında inceleniyor. Tüm bu türlerin dışında nesli tükenmiş ve fosilleşmiş 15.000 böcek türü daha bulunuyor.

Günümüze kadar keşfedilen en eski kanatlı böcek fosili Delitzchala bitterfeldensis olarak biliniyor. Ancak araştırmacılar 320 milyon yıl yaşındaki bu böceğin en yaşlı böcek olmadığını da belirtiyor.

Böcekler Nasıl Gelişti?

Böcekler ilk olarak uçamıyordu. Zıplamaya benzer hareketleri onlara avlana ve hayatta kalma konusunda yardım etti. Havada kalmanın avantajını keşfeden böcekler evrim geçirerek uçmaya başladı. Bu özellikleri sayesinde yaşam alanları çok genişledi ve Dünya’nın her yerine yayıldılar. İlk uçabilen böcekler günümüzdeki yusufçuklara benziyordu. Daha sonra kanat biçimleri değişik yeni bir böcek grubu gelişti ve bu gruba şuan Neoptera adı veriliyor.

Günümüzde var olan ve uçabilen böceklerin %97’si bu gruptan geliyor ve. Dünya’daki hayvan türlerinin ¾’ü böceklerden oluşuyor. Yeryüzündeki toplam böcek sayısının 1 triyon ve toplam ağırlıklarının ise 2,4 milyar ton olduğu düşünülüyor. Bu ağırlık, 45 milyar insanın toplam ağırlığına eşit. Yani günümüzde kişi başına 150 milyon böcek düşüyor. Dünya’da böceklere o kadar sık rastlanıyor ki bir arı kovanında 60.000 arı veya bir çekirge sürüsünde 2 milyar çekirge görebilirsiniz.

Başkalaşım, denge, uyum, üretkenlik, çalışkanlık, zekâ, yaşama gücü… Böcekler, tüm bu özellikleri kendinde birleştiren özel bir canlı grubudur. Böcekler ortaya çıktıkları ilk andan beri Dünya’nın her yerine bu güçlü özellikleri sayesinde yayılmışlardır.  Ancak sayılarının bu denli fazla olmasındaki en büyük unsur üreme yöntemleridir. Bazı böcekler tek seferde binlerce yumurta bırakabilir.

Böceklerin Faydaları

İnsanlar tüm her zaman olduğu gibi böceklerden de faydalanmanın birçok yolunu bulmuştur. Bal, ipek, böceklerden elde edilen boyalar buna örnektir. Böcekler yağ ve protein açısından çok zengin olsalar da neredeyse Dünya’nın her yerinde besin sorununa son çare olarak görülür. Hatta bazı araştırmacılar böceklerin Dünya’daki açlık sorununa çare olabileceğini dahi düşünmektedir.

Böceklerin istenmeyen başka bir özelliği de ekonomik olarak verdikleri zarardır. Hamamböcekleri, güveler, karıncalar, bitler, pireler, tahtakuruları, çekirgeler gibi çok sayıda böcek insanlar açısından sorunlara yol açar. Özellikle böceklerin tahıllara verdiği zararlar büyük ekonomik kayıplara yol açar. Böceklerin ortaya çıkardığı sorunlar ile başa çıkabilmek için her yıl milyarlarca dolar harcanması gerekmektedir. Olumsuz yönlerinin dışında, böcekler yaşam biçimleri ve yapılarıyla birçok insana ilham kaynağı olmuştur. Hatta günümüzde kullandığımız bazı makineler böceklerden ilham alınarak tasarlanmıştır.

Hexapoda (Altıbacaklılar)

Karşılaştığımız bol bacaklı bu küçük hayvanları böcek olup olmadığını anlamak için ayak sayısına bakmak gereklidir. Böceklerin en belirgin özelliği ayak sayılarının 6 olmasıdır. İnsecta olarak bilinen böceklere Latince Hexapoda denir. (Yunanca hexa: altı, pod:ayak anlamına gelir.) denir.  Altıdan fazla bacağı olan bir hayvan böcek değildir. Bazıları 8 bacaklı örümcekleri de böcek olarak düşünür fakat bu doğru değildir. Örümcekler tamamen farklı bir grupta incelenir.

Böcekler yaşadıkları çevreye uyum gösterecek şekilde bacaklarını geliştirmişlerdir. Aslında her bacağın farklı bir işlevi vardır. Örneğin çölde yaşayan bazı böcek türleri gövdelerini kumun sıcağından korumak için uzun bacaklar geliştirmişlerdir.

Böcekler genel olarak hızlı hayvanlardır. Güney Afrika’da yaşayan Onymarcis isimli bu böcek, yürüyerek saniyede 1 metre gibi inanılmaz bir hızla ilerler. Bunun yanında böceklerin çok güçlü kasları vardır. Bu kasları sayesinde arka bacaklarını kullanarak inanılmaz yüksekliklere sıçrayabilirler. Sıçrayan böceklerin özellikle arka ayak kasları çok gelişmiştir. Bazı yüzen böcekler ise arka ayaklarını palet gibi kullanırlar.

Böceklerin Yapısı

Böceklerin boyutu 0,2 mm’den 30 cm’ye kadar değişebilir. Baş, gövde ve karın olarak bilinen basit bir yapıları vardır. Dış iskeletler genellikle kitin adı verilen sert maddeden oluşur. Bu madde böceklerin yumuşak içyapısının dış etkenlerden korunmasını sağlar. Böyle bir zırha sahip olmak neredeyse insanlar için çelikten bir zırh giymekle eşdeğerdir. Tüyler, antenler, bacaklar ve kanatlar kitin içerebilir ve bu sayede jilet kadar keskin olabilir. Böcekler büyüdükçe dış kabuklarındaki kitin aynı oranda gelişemediğinden dolayı kabuk değiştirme ihtiyacı hissederler. Bazı böcekler yaşamları boyunca 30 defa kabuk değiştirebilir.

Böceklerin Yaşamı

Böcekler değişimin ve başkalaşımın en güzel örneğidir. Yaşamları genellikle birkaç evreden oluşur. İlk evrelerini larva olarak geçirirler ve bu dönemde vücut yapıları çok farklıdır. Böcekler larva döneminde enerji depolamak için sürekli yemek yerler. Larva döneminden sonra organları gelişmeye başlar ver erginleşirler.

Bazı böcekler larva evresinden sonra pupa evresi denilen bir döneme girer. Pupa evresinden sonra tamamen farklı bir yapıya bürünebilirler. Böceklerin larva dönemindeki yedikleri besinler ile ergin olduklarında yedikleri besinler birbirinden farklıdır. Örneğin, sivrisinek larvaları bakterileri ve bitki parçacıklarını yerleri, erginleştikten sonra ise kan ya da bitki özsuyu emmeye başlarlar.

Başkalaşım süreci genlikle birkaç ay sürer ancak, zaman zaman bu sürenin uzadığı da görülmektedir. Örneğin İngiltere’de bir merdiven aralığında Buprestis aurulenta türüne ait bir larva bulunmuş. Merdivenin yapıldığı ağacın 47 yıl önce tropikal bir bölgeden getirildiği bilindiğinden, bu larvanın merdivende en az 47 yıl geçirmiş olduğu düşünülmüş.

Kınkanatlılar

Böceklerin en büyük takımı kınkanatlılar denen gruptur. Kınkanatlılar, böcekler sınıfının yaklaşık üçte birini oluşturur. Bu grupta bulunan böceklerin çift kanatları vardır. Ön kanatları kitin içermesi sayesinde koruma sağlarken arka kanatlar uçmalarını sağlar. Kınkanatlı bir böcek uçuşunu tamamladıktan sonra kanatlarını kapalı tutar. Kanatların kapalı olduğu sırada arka kanatlar ön kanatların altına girer.

Kınkanatlılar olarak isimlendirilen bu grubun ilk olarak 250 milyon yıl önce ortaya çıktığı düşünülmektedir. Ancak, tür sayısındaki artışın 140 milyon yıl önce çiçekli bitkilerin gelişimiyle birlikte olduğu düşünülmektedir. Evrimsel açıdan bu her zaman böyle olmuştur. Canlı, beslenmek için yeni bir besin kaynağı bulduğunda, rahat yaşama olasılığı artar. Buna bağlı olarak da sayıca çoğalır. Çiçekli bitki türleri sayıca çoğalıp geliştikçe böcek türleri de artıyor.

Böceklerin çiçekli bitkilerle fazlaca ilgilenmesi, bitkilere daha çok zarar vermelerine yol açar. Bu nedenle tohumlarının çevresi kalın bir koruyucu tabakayla kaplı olan, yani meyveleri olan çiçekli bitkiler daha fazla yaşama şansına sahip olurlar. Sonuç olarak, böcek sayısının artması, bir yandan da bitkilerde yeni yapıların gelişimini hızlandırıyor. Yapraklarının üzeri daha çok tüylü olanlar ya da zehirli maddeler içerenler böceklere karşı kendilerini koruyabildiklerinden, bunların da yaşama şansı yüksek oluyor. Bunun sonucunda, böceklerin yeme biçimlerinde yeni özellikler ön plana çıkıyor. Örneğin, fındıkkurdu fındığın içine girebilmek için o sert kabuğu delmek zorundadır. Bu nedenle ağız yapısı kabuğu delebilecek bir yapıdadır.

Böceklerin Doğa ile İlişkisi

Böcekler, bitkilerin tozlaşmasını sağlayan ilk hayvanlardır. Çiçekli bitkiler eşeyli olarak ürerler. Bu, dişi ve erkek organların farklılaşmasının bir sonucudur. Ancak, bu sonuç, erkek organdaki çiçektozlarının dişi organa taşınmasını gerektirir. Bazı bitkilerde bu görevi rüzgâr, bazı bitkilerdeyse böcekler gerçekleştirir. Çiçekten çiçeğe konarak çiçektozu taşırlar. Xanthopan morgani praedicta adlı kelebek türü, 28 cm uzunluğundaki hortumunu Madagaskar orkidesinin çiçeğinin içine doğru uzatır. Amacı, bitkinin onun için çok lezzetli olan özsuyunu emmektir. Ancak, bu arada çiçeğin çiçektozları da hortumuna bulaşır ve bir başka çiçeğe geçtiğinde çiçektozlarını ona getirerek döllenmeye yardımcı olur.

Çiçektozu taşıyıcılarının en önemlilerinden biri de bazı arı türleridir. Toplam 30 000-40 000 kadar arı türü vardır. Arıların yaşamı bireysel değil, toplumsaldır. Arılar ve eşekarıları, 90 milyon yıl önce ortaya çıkmışlardır; termit ve karıncalarsa 130 milyon yıl önce. Toplumsal olarak yaşayan arı türlerinde sıkı sıkıya tanımlanmış bir işbölümü söz konusudur. Toplumsal yapılanmaları bir devlet kadar karmaşıktır. Koloniler halinde yaşayan bu böcekler, sanki tek bir organizma gibidir. İş bölümünde rol alan her birey koloniye hizmet eder. Böylece dev topluluklar ortaya çıkar. Koloni olarak yaşayan böcekler dünyanın her yerine yayılmışlardır. Örneğin, Afrika savanlarında yaşayan termitlerin toplam ağırlığı otçul hayvanların toplam ağırlığından daha fazladır.

Eğer böcekler olmasaydı Dünyamız bugün göründüğünden çok daha farklı olurdu. Daha az renk, daha az güzel koku duyma olanağına sahip olurduk. Ne de olsa, çiçekli bitkilerin %80’inden fazlasının varlığını böceklere borçluyuz. Çiçekler, böcekleri kendilerine çekip çoğalma amacıyla onlardan yararlanabilmek için daha renkli ve daha kokulu olma yönünde gelişmişlerdir. Böcekler olmasaydı, hoş kokulu, lezzetli meyveler de olmazdı. Böcekler olmasaydı, dünya kendi üzerindeki artıklarla da baş edemezdi. Çünkü hayvan ve bitki ölülerinin parçalanarak doğanın dengesinin korunmasında da böceklerin önemli bir işlevi vardır.  Böcekler sırdaşı yönleri ve özellikleri ile Dünyamızı daha güzel bir hale getirmektedir.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir