Peri bacalarının, sabahın erken saatlerinde gökyüzünde süzülen balonlarının herkesi mest ettiği bir yerKapadokya. Doğal güzellikleri karşısında büyülenmeyen hemen kimsenin olmadığı bir şehir burası…

Derinkuyu
Derinkuyu

Tarihi Hititlerle, hatta bazı kaynaklara göre Proto-Hititlerle başlayan, Roma ve özellikle de Bizans dönemlerinde kullanılmaya devam eden yerleşim yeridir Kapadokya. Kapadokya’da bulunan yeraltı şehirlerinin en önemlilerinden birisi Derinkuyu Yeraltı Şehri’dir. Yaklaşık binlerce kişinin barınma, yeme-içme, ibadet, savunma ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde olan bu yer altı şehri ise bugün hala ziyaret edilebilmektedir. Yer altı şehirlerinin en yaygın kullanımı Bizans döneminde olmuştur. Bizans döneminde daha çok sığınak olarak kullanılan gözden ırak bu yerleşim yerleri de epey ilginç özellikler taşıyor.

Yapılışının esas amacı diğer yeraltı şehirlerinin amacıyla ortaktır; geçmişte sık sık saldırıya uğrayan şehirde tehlike anında halkın geçici sığınmasını sağlamaktır. Derinkuyu Yeraltı Şehri girişi dışarıdan fark edilmeyen ve yumuşak tüfün aşağıya doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmiş. Ve yöredeki evlere gizli geçitlerle bağlanmış sekiz katlı bir sığınak! Tabii günümüzde yalnızca sekiz katı temizlenmiş, uzmanların görüşüne göre 10- 12 kata kadar indiği düşünülüyor.

Yapılış amacı bir sığınak olsa da diğer yeraltı şehirlerinden farklı özellikler de barındırıyor Derinkuyu. Burada bir misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ilgi çekici bir kuyu var. Derinkuyu’nun tarihi ise Asur kolonilerine dek uzanıyor. MS ikinci yüzyılda Roma İmparatorluğu’ndan kaçarak Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelen ilk Hıristiyanların buraya yerleşerek, önce Romalı askerlerin daha sonra da Arap akıncıların saldırılarından korunduğu biliniyor.

Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin üçüncü ve dördüncü katlarından sonra aşağıya merdivenle iniliyor. Bu katlardan haç planlı kiliseye ulaşılıyor. Yeryüzü ile bağlantısı bulunan 55 metre derinliğindeki havalandırma bacası, aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılıyor. İstila anında zehirlenmeyi önlemek için bazı kuyuların ağzı yeryüzü ile bağlantısız olarak yapılmış.

Yüksek bir mühendislik zekasıyla yapılmış gibi adeta… Bundan yüzlerce yıl önce orada insanların var olduğunu düşününce farklı duygulara kapılmamak elde değil.