Vostok Gölü | Antarktika Buzullarının Altında Yaşam

0
20

Antarktika dünyanın en soğuk ve sert iklimli kıtasıdır. Aynı zamanda burası bir buzul çölüdür. Antarktika’da kar kalınlığı ortalama 30 santimetredir. Kıtanın kimi yerlerindeyse bu kalınlık yılda 6 santimetreye kadar düşer. Buzul çölündeki sıcaklık çok düşük olduğundan kıta üzerindeki kar yıl boyunca erimez. Yıllar boyu biriken kar yığınları ise kıtanın buzul örtüsünü oluşturur. Kıtanın üzeri yaklaşık 2500 metre buz ile kaplanmıştır ve bazı yerdeki buz kalınlığı 5000 metreye kadar ulaşır.

Vostok Gölü
Vostok Gölü

Buz tabakası yer yıl yağan karlar nedeni ile oluştuğundan, buzun derinliklerine yapılacak olan bir sondaj kazısı zamanda geriye gitmek gibidir. Sondaj sonrası buzun derinliklerinden çıkarılan parçalar bilim adamları tarafınca inceleniyor ve o dönemi atmosfer koşullarının nasıl olduğu hakkında yorum yapılabiliyor.

Antarktika kıtasında yapılan araştırmalara şimdi de bir göl eklendi. Bilim adamları buzulun altında olan bu gölün daha önce dünya üzerinde hiç keşfedilmemiş canlıları içerebileceğini belirtiyor.

Vostok Gölü Nasıl Keşfedildi?

Vostok Gölü 1970’li yıllarda birçok bilim adamının katkısı ile keşfedildi. Gölün varlığından ilk söz eden kişi, R. V. Robinson adlı, bir Rus pilot olmuş. 1961 yılında kıtanın üzerinde uçarken Robinson, buz tabakasının üzerinde yer yer düzlük alanlar olduğunu fark etmiş ve bunları göl olarak tanımlamış. Bugün bilim adamları, Robinson’un, farkında olmadan buzun altındaki göllerin yüzeydeki belirtilerini fark etmiş olabileceğini söylüyorlar. Bundan üç yıl sonra, Moskova Devlet Üniversitesi’nden Andrei Kapitsa ve ekibi, tam da Vostok Gölü’nün bulunduğu bölgede, buz tabakasının kalınlığını belirlemek için sismik deneyler yaptılar. Bu bölgenin seçilmesinin tek nedeni, buranın Vostok Araştırma İstasyonu’na çok yakın olmasıydı.

Sismik deneylerde kaydedilen yansımaların birbirinden ayırt edilmesi genellikle zordur. 1964 yılında Kapitsa ve ekibi, yalnızca buz tabakasının kalınlığıyla ilgilendikleri için, suyun varlığına işaret eden bulgulara dikkat etmediler. Aslında, Antarktika sismik deneyler yapmak tercih edilen bir bölge değil. Bunun nedeni buz tabakasının üzerinin karla örtülü olması. Yapılacak deneyden verim alabilmek için bu kar tabakasının buza kadar kazılması gerekir ve bu zahmetli bir iştir.

1970’li yıllarda bir grup bilim adamı, buz tabakasını radarla taradı. Kullandıkları cihaz VHF sinyalleri göndererek tabakalardan geri dönen sinyalleri ölçebiliyordu. Sismik araştırmalarda olduğu gibi, radar ölçümleri de buzun kalınlığını, dalgaların iki yönlü (gidiş-dönüş) süresini dalga hızıyla çarpıp bu sonucu ikiye bölerek buluyor. Gölün bir kenarından ötekine ardışık radar atımlarının yansıma grafiği çıkarılarak, buz tabakasının kesitinin görüntüsü oluşturuluyor. Bu işte kullanılacak radar donanımı, bir uçağa da monte edilebileceği için, saatte 300 kilometre hızla giderken, uçuş hattı üzerindeki bilgiler kaydediliyor.

1973 yılında Antarktika’da birçok göl bulunduğu kamuoyu ile paylaşıldı. Bundan 4 yıl sonra da, radar ölçümlerinden, Vostok İstasyonu’nun çok yakınında büyük bir su kütlesinin bulunduğunu anladılar. İstasyona yakınlığı yüzünden göle Vostok Gölü adı verildi.

Buz Altındaki Yaşam

Vostok gölü ilk keşfedildiğinde kimse burada yaşam olabileceğini düşünmemişti. Ancak Dünya’mız üzerindeki en zorlu bölgelerde daha yaşamın oluştuğu çok sonradan anlaşıldı.

Gölde karbon ve enerji kaynaklarının sınırlı olma ihtimali çok yüksek olduğundan, bilim şu an için yalnızca bakterilerin yaşayabileceğini söylüyor. Diğer yandan eğer Vostok Gölü kraterden çıkan bir çatlağa da sahip olabilir. Derin okyanus sularında buna benzer çatlaklar, Dünya üzerinde daha önce eşine rastlanmamış, karmaşık yapıda yaratıkların yaşadığı ortamlar yaratıyor. Ancak, gölden örnekler almadan ne tür organizmaların yaşadığını bilmek olanaksız. Bunun yanı sıra, göl herhangi bir tektonik etkinlik sonucu oluşmamış da olabilir. Eğer durum böle ise gölün tek enerji kaynağı buzun içerisine hapsolmuş ve yavaş yavaş aşağıya inen hava olabilir.

Araştırmacılar 3500 metre derinlikten aldıkları buz örneklerinde bazı bakterilere rastlamışlar. Elde edilen bakteri örneklerinde solunum yapan ve dışarıya karbondioksit veren türler keşfedilmiş. Ne kadar basit canlı formları bulunmuş olsa da bu gölde daha karmaşık yapıda canlılar olma ihtimalini ortadan kaldırmıyor. Gölde başka bir canlı türü bulunmasa dahi bu organizmalar zor koşullarda hayatta kalmanın sırları konusunda bize yardımcı olacağa benziyor.

Buz Altındaki Göller Nasıl Oluşur?

Bilim insanları Vostok Gölü’nün nasıl oluştuğu konusunda şimdilik pek fazla bilgiye sahip değiller. Araştırmacılar sismik cihazları kullanarak gölün derinliğini hesaplamaya çalışıyor. Bu derinlik yer yer 100 metre ile 500 metre arasında değişiyor. Bu tahminlere göre Vostok Gölü’nün 2000m2 genişliğinde olabileceği düşünülüyor. Ayrıca göl Antarktika buzulları kadar yaşlı olabilir, yani bu 15 milyon yıl demek. Son olarak araştırmacılar, gölün tektonik etkinlikler sonucu oluşmuş olabileceğini düşünüyorlar.

Vostok Gölü 3000 metre yüksekliğinde, fakat, tamamıyla buzlar altında olan Gamburtsev Dağları’nın ortasında bulunuyor. Ellerinde kaya örnekleri olmadığı için araştırmacılar dağların nasıl ve neden oluştuğunu henüz söyleyemiyorlar. Asıl güçlük, dört kilometrelik buz tabakasının altındaki gölün sularından nasıl örnek alınacağı. Çünkü, bunu yaparken de gölün sularının kirletilmemesi gerekiyor, yoksa gölün tüm değeri yok olacak.

NASA’dan bilim adamları, bu sorunu yenmek için gereken ekipmanların geliştirilmesiyle ilgileniyorlar. Aynı zamanda Jüpiter’in uydusu Europa’nın keşfi sırasında da benzer teknikleri kullanmayı düşünüyorlar. Europa’nın yüzeyi, kilometrelerce kalınlıkta bir buz kabuğuyla kaplı. Bunun altında da bir okyanus var. Bilim adamları, bu okyanusta da yaşam bulunabileceğini düşünüyorlar.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir